Torino’dan Yeşil Bir Binadan Selamlar…Yeşil Bina da Nedir?

Görsel

 

Şu anda  Torino’da bir toplantıdayız. Yeşil bir kasabada. İçinde bulunduğumuz bina foto voltaik çatılı imiş.. Tüm enerji kaybı, kazancı ve verimliliği hesaplanarak tasarlanmış. Burada bulunduğuma sadece bunun için sevindim.

Ülkemizde de bu alanda gelişmeler var.

CEDBIK ‘in çalışmaları da var. Dernek Çevre Dostu yeşil binalar derneği. Onların sayfasından yeşil bina nedir isimli makalelerini alarak yayınlamak istedim. Merak edenler için devamı web sayfalarında.Bir de Maltepe Üniversitesi’nde Mühendislik Fakültesinde konu ile ilgili bir program dikkatimi çekti:Energy Efficient Buildings http://fbe.maltepe.edu.tr/en/energy

Görsel

Yeşil Bina Nedir?


Bugün sürdürülebilir, ekolojik, yeşil, çevre dostu vb. pek çok isim altında karşımıza çıkan doğayla uyumlu yapılar, yapının arazi seçiminden başlayarak yaşam döngüsü çerçevesinde değerlendirildiği, bütüncül bir anlayışla ve sosyal & çevresel sorumluluk anlayışıyla tasarlandığı, iklim verilerine ve o yere özgü koşullara uygun, ihtiyacı kadar tüketen, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmiş, doğal ve atık üretmeyen malzemelerin kullanıldığı katılımı teşvik eden, ekosistemlere duyarlı yapılar olarak tarif edilebilir. 

Dünya’daki Ulusal Yeşil Bina Konseylerinin deneyimi, yeşil binaların yaygınlaşmasını sağlamanın en etkili yollarından birinin bu binalara bir “yeşil etiket” vermek olduğunu ortaya koymuştur.  Nasıl yediğimiz yemekler veya satın aldığımız ürünler için bir “eko etiket” söz konusu ise ayni şeyi binalar için de yapmak bu binaların teşviği ve yaygınlaşması anlamında olumlu bir adımdır. Bu etiketler sayesinde bir binanın birtakım standardlar çerçevesinde yeşilliği tescil edilir. 

Bu standardlar aynı zamanda yeşil bina tasarlamak isteyen mimar ve mühendisler için kılavuz niteliği taşır. Sosyal sorumluluklarını yerine getirdiklerini kamuoyu ile paylaşmak isteyen şirketlere de geçerli bir etiket sağlar. Yeşil yapılaşmaya yönelmek şirketler için aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesi olarak da görülmelidir. 

Binaların ve yerleşimlerin küresel ısınmaya sebep olan başlıca seragazı olan CO2 salınımının %40’ından sorumlu olduğunu düşünürsek, mimarlar, mühendisler, şehir plancıları ve en önemlisi yönetmelikleri belirleyen devlet yetkililerine büyük sorumluluklar düştüğünü görürüz.  

Bina ve yerleşimlerin çevreye olan etkileri salgıladıkları CO2 gazıyla da sınırlı değildir.  Aynı zamanda su kullanımının yaklaşık %12’si, atıkların %65’i ve elektrik tüketiminin de %71’inden sorumludurlar.  

Bu rakamların büyüklüğü, binaların ve yerleşimlerin çevreye olan etkilerinin azaltılması için ayni zamanda büyük bir potansiyelin olduğu anlamına gelir.  Amerika’da yapılan bir çalışma, “yeşil” veya “çevreci” olarak tabir edilen binaların enerji tüketiminde %24-50, CO2 salınımında %33-39, su tüketiminde %40 ve atıklarda %70’e varan bir düşüş sağlanacağını ortaya koymaktadır. 

Yatırım ve maliyet açısından bakıldığında da yeşil konulara yapılan yatırımların uzun vadede yatırımcıya geri döner. 2008 yılında ABD’de yayınlanan sektör raporlarına göre yeşil bina tasarım maliyetlerinde, sadece %1 – %10 arası bir oranda artış olduğu belirtilmektedir.